7 Ocak 2013 Pazartesi

10. Sınıf Tarih Özeti





Kösedağ Savaşı'nda (1243) Moğollar'a mağlup olunca Türkiye Selçukluları sosyal, siyasal, ekonomik yönden tamamen Moğolların egemenliğine girdiler.

Türkmen beyleri Anadolu Türk siyasi birliğinin bozulmasından istifade ederek, Türkiye Selçuklu Devleti'nin yerini alabilme mücadelesine girdiler. Böylece Anadolu'da onlarca beylik kuruldu.


-               Karamanoğulları (1256 - 1487) Konya - Karaman

-               Germiyanoğulları (1299 - 1429) - Kütahya

-               Karesioğulları (1304 - 1360) Balıkesir - Çanakkale

-               Aydınoğulları (1308 - 1426) İzmir - Efes, Foça

-               Candaroğulları (1292 - 1461) Kastamonu - Sinop

-               Saruhanoğulları (1313 - 1410) Manisa

-               Hamitoğulları (1300 - 1423) Isparta civarı

-               Dulkadiroğulları (1337 - 1515) Elbistan

-             Ramazanoğulları           (1353 - 1608) Adana civarı

  -           Kadı Burhaneddin Devleti (1381 - 1398) Sivas

  -           Eratna Devleti (1335 - 1381) Sivas civarı


Memlüklerle yaptıkları mücadele­de zayıflayan İlhanlIlar 1335'te yıkıldılar.


Bir taraftan da içindeki taht kav­gaları, Bizans imparatorluğumu askeri, siyasi, ekono­mik anlamda zor duruma düşürmüştü.


Baharat yolunun Memlük toprakların­dan geçmesi de bu devleti ekonomik olarak güçlü ha­le getirmiştir.


XIV. yüzyıl başlarında siyasi birliklerini kuramayan Avrupa devletleri, feodalite (derebeylik) sistemi ile yönetilmekteydiler.

Balkanlarda dini ve siyasi birlik yoktu. Çok sayıda mezhep ve etnik grup mevcuttu. Katolik Ortodoks ve Bogomil adındaki Hıristiyan mez­hepleri arasında çatışmalar yaşanmaktaydı. Özellikle Katolik Macarlar, Balkanları ele geçire­rek Ortodoks Balkan Devletlerini mezhep değiş­tirmeye zorluyordu.

KAYI BOYU: Osmanlı Devleti oğuzların Bozok kolunun Kayı Boyu’na mensuptur.

Osmanlı Devleti’nin büyüme nedenleri:

a)     Anadolu'da esnaf teşkilatı olan Ahilerin desteği­ni yanına alıyor.

b)    Anadolu'ya gaza yapmak için gelen Gaziyanı- rum adı verilen Türkmen topluluklarını etrafında topluyor.

c)     Bizans yöneticisi Tekfurların yönetiminde olan ve bu yönetimden hoşnut olmayan Rum, Ermeni ve Yahudilerin durumunu değerlendirerek beyliğin sınırlarını genişletmeye çalışıyordu.

d)    Türklere karşı değil Hristiyanlara karşı saldırıya geçiyordu.

e)     Hoşgörü politikası uygulaması.

 

OSMAN BEY DÖNEMİ

İlk Osmanlı padişahıdır. Osmanlı devletinin kurucusudur. Koyunhisar Savaşı (1302) Koyunhisar (Bafeon) deni­len bu savaşı Osman Bey kazandı.

İlk Osmanlı Parası’nı bastırdı.

 
ORHAN BEY DÖNEMİ

Bursa'nın Fethi (1326) Bursanın Fethi ile;
 Devlet merkezi Bursa'ya taşındı.
 ipek sanayinin merkezlerinden olan Bursa, Osmanlı hazinesine büyük gelir sağladı.
Bizans'ın Marmara’nın güneyindeki etkinliği kırıldı.


Bu savaşla: Anadolu'da Bizansın etkinliği sona erdi.

İznik (1331) ve İzmit'in (1337) Fethi Osmanlının sınırları genişledi.


             Orhan Bey bu beyliğin top­raklarını ele geçirdi. Osmanlı Devleti’ne katılan ilk beylik Karesioğulları beyliği oldu. OsmanlIlarda denizcilik faaliyeti başladı.

 Çimpe Kalesinin Alınması (1353)

imparator ol­mak isteyen Kantakuzenos Osmanlı’dan yardım istedi. Yardım karşılığında Bizans, Rumeli’deki Çimpe Kale­sini Osmanlılara verdi.

 
I.MURAT DÖNEMİ

             Edirne'nin Fethi (1363) Bu savaş sonucunda; Balkan fetihlerinin yolu açıldı.

             Osmanlı Devleti'ne karşı Haçlı ittifakları oluşma­ya başladı.

             Sırp Sındığı Savaşı : Haçlılarla Osmanlılar arasında oldu. Osm kazandı. Türklerin Balkanlar’da genişleme ve ilerlemesi hız kazandı.

Çirmen Savaşı (1371)

Sırpsındığı Savaşı’nın intikamını almak isteyen Sırplar Osmanlı’ya savaş açtılar. Çirmen mevkiinde yapılan savaşta Sırplar yenildi


Kosova'da yapılan savaşta Osmanlı ordusu kısa sü­rede haçlı ordusunu bozguna uğrattı.

I. Murat savaş alanını gezerken bir Sırplı tarafın­dan hançerlenerek şehit edildi.

             OsmanlIlar ilk defa bu savaşta top kullandılar.

             ilk defa Anadolu beylikleri Osmanlı Devleti'ne yardımcı kuvvet gönderdiler.

 

YILDIRIM BAYEZİD DÖNEMİ

 

İstanbul'un Kuşatılması: Timur’un Anadolu’ya gir­mesi üzerine kuşatmaya son verildi. Kuşatmanın kaldırılmasına rağmen Bizans’la istenilen şartlar­da bir antlaşma imzalandı.


             İstanbul’da Müslümanlar arasındaki davalara Os­manlI kadıları bakacak.

             İstanbul’da camisi ve mahkemesi olan bir Türk Mahallesi kurulacak.

             Bizans Osmanlı Devleti’ne yılda 10.000 düka al­tın ödeyecek.

             Ticaret amacıyla İstanbul’a giriş ve çıkışlar ser­best olacak.

Niğbolu Savaşı (1396)  Haçlılar ile Osmanlı arasında yapıldı. Osmanlılar kazandı.

             Macarlar etkisiz duruma getirildi.

             Haçlıların Türkleri Balkanlardan atma girişimi ba­şarısız oldu.

     Mısır'daki Abbasi Halifesi Yıldırım Bayezit'e            “Sul­

tanı iklimi Rum” unvanını verdi.

     Osmanlıların İslam Dünyası'ndaki önemleri  arttı.


a.             Fethedilen bölgelere Türklerin yerleşmesi sağla­narak o bölgenin askeri ve sosyal yönden güven­liği sağlandı.

b.             Göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesi sağlandı.

c.             Bölge halkına daha rahat bir yaşam sunularak bölge halkının bağlılıkları sağlandı.

d           Fethedilen yerler Türkleştirildi.


            
 
Göçmen ailelerin bütün ihtiyaçları devlet tarafın­dan karşılanarak yerleşme faaliyetleri kolaylaştı­rılmıştır.


             Göçmen ailelere vergi affı getirilerek göç teşvik edilmiştir.

             Askeri bakımdan stratejik öneme sahip bölge ve şehirlerin Türkleştirilmesine öncelik verilmiştir.

             Fethedilen bölgelere öncelikle konar-göçer Türkmenler yerleştirilerek onların yerleşik hayata geç­mesi sağlanmıştır.

             Göç alınan bölgelerde daha çok anlaşmazlık içe­risinde olan ailelerden biri göçe tabi tutularak hem anlaşmazlıkların önüne geçilir hem de iskan politikası insan gücü kazanmış olurdu.

             Huzur ve güvenliğin devamı için göçmenlerin ge­çerli bir neden olmadan eski yerlerine dönmeleri­ne izin verilmemiştir.



Doğu seferine çıkacak olan Timur’un arkasında güçlü bir devlet bırakmak istememesi. Nedeniyle Osmanlı devletine saldırdı. Osmanlı savaşı kaybetti.

Ankara Savaşı'nın Sonuçları

      Anadolu Türk birliği bozuldu ve Osmanlı Devleti'ne daha önce katılmış beylikler yeniden kuruldular (Karesioğulları Beyliği hariç).

      İstanbul'un alınması gecikti, Bizans'ın ömrü uzadı.

      Osmanlı fetihlerinin uzun süre duraklamasına sebep oldu.

      Timur bir süre Anadolu'ya hakim oldu.

    Osmanlı siyasi tarihinde Fetret Dönemi başladı.

    Balkanlardaki Türk ilerleyişi durdu.

Osmanlı Devleti dağılma tehlikesi geçirdi.

I.  MEHMET DÖNEMİ (ÇELEBİ MEHMET)


Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'da ken­disine karşı askeri ve siyasi bir tehlikenin meydana gelmemesi için Osmanlı Devleti'ni Yıldırım Bayezit'in oğulları arasında paylaştırmıştır.

1402'den 1413 yılına kadar süren ve taht müca­deleleriyle geçen bu döneme Fetret Devri denir.

I. Mehmet, Osmanlı Devleti'nin siyasi bütün­lüğünü yeniden kurmuş, devlet yıkılmaktan kur­tulmuştur. Bu nedenle “I. Mehmet için Osmanlı Devleti'nin ikinci kurucusudur.” ifadesi çokça kul­lanılmaktadır.


Şeyh Bedreddin isyanı Osmanlı Devleti’nde ilk dini ve sosyal içerikli isyandır. Çelebi Mehmet bastırmıştır.


Tahta geçmek için isyan eden kardeşinin isyanını da bastırmıştır.

II.MURAT DÖNEMİ


 II. Murat Macarlara başvurarak barış istedi. iki taraf arasında on yıllık barış şartlarını içeren Edirne-Segedin Ant­laşması imzalandı. (1444)


Küçük yaşta II. Mehmet'in tahta geçmesi üzerine, Macar Kralı Ladislas önderliğinde bir Haçlı ordusu oluşturuldu.


             Hıristiyan Haçlı dünyasının Bizans'ı kurtarma giri­şimlerinin sonuncusu olmuştur.

             Osmanlı Devleti bu savaşla kötü gidişe son vermiştir.

II. Kosova Savaşı (1448)

Yeniden Osmanlı tahtına geçen II. Murat, Mora ve Yunanistan'da Türk egemenliğini yeniden kurdu. Sırp kralı tekrar Osmanlı himayesine girdi.


             Bu savaştan sonra Türkler taarruza, Haçlılar savunmaya çekilmiştir.

             Türklerin Balkanlardan atılamayacağı kesinleşti.

II.         KONU: OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ (1300 - 1453)

Kut anlayışı: Osmanlı Padişahları yönetme yetkisinin tanrı tarafından verildiğine inanıyorlardı.

Osmanlı Ordusu


ilk düzenli yaya ve atlı birlikler Orhan Bey Dönemi'nde kuruldu.


Devşirme sistemi gelişigüzel olmayıp belli kural­lar dahilinde yapılıyordu. En önemlisi de ailelerin rıza­sı alındıktan sonra bu sistem uygulanıyordu. Yani devşirme sistemi gelişigüzel yapılan çocuk toplama işi değildi.


             Padişahın emri ile devşirme yapılacak bölge be­lirleniyordu. Bu bölgeye memurlar gönderiliyor­du.

             Bölgede bulunan kadı, sancak beyi ve rahipler çocukların belirlenmesinde memurlara yardımcı oluyordu.

             Devşirme her zaman değil; ihtiyaca göre yapılır­dı.

    Vücudunda herhangi bir kusuru olan çocuklar alınmazdı.

     Bir aileden sadece bir çocuk alınırdı.

Ailenin tek çocuğu varsa devşirilmezdi.


Murat Dönemi’nde Edirne’de kurulan bu askeri ocak İstanbul’un fethinden sonra buraya taşınmıştır.

             Meslekleri askerliktir.

             Savaş zamanı askerdiler; barış zamanında ise İstanbul ve padişahı korumakla görevliydiler.

             Devletten üç ayda bir ulufe adında maaş alıyor­lardı.

             Askerlikten başka işle uğraşmaları yasaktı.

             Emekli olana kadar evlenmeleri yasaktı.


Kelime manası zırh demek olup yeniçerilerin si­lahlarını yapan, tamir eden ocaktır.


Top dökmek, top mermisi yapmak bu ocağın göre­vidir. I. Murat döneminde kurulmuştur.


Enderun ve Yeniçeri Ocağı'ndan terfi ile seçilirler­di. Atlı askerler olup terfi ve maaş bakımından Kapı­kulu Piyadelerinden daha üstünlerdi.

 



Osmanlı tımar sistemi ile I. Murat Dönemi'nde tanışmıştır. Tımar, kısaca bazı hiz­metler karşılığında devletin bir kısım toprak gelirlerini as­ker veya memurlara maaş karşılığı olarak vermesiydi.

Askerler (cebelü) sayesinde yine hazineden herhangi bir para çıkma­dan devlet düzenli bir orduya sahip olmuştur ki, bu or­du Osmanlı ordusunun önemli bir kısmını oluşturmak­tadır (Tımarlı Sipahiler).

Dirlik arazi gelirlerine göre:

a)            Has :Padişah, sadrazam, vezirler, divan üyeleri, beylerbe­yi ve sancakbeyi gibi üst düzeydeki devlet adamlarına verilen topraklardır.

b)            Zeamet: Orta dereceli devlet memurlarına (tımar defterdarları, kale komutanları, alay beyleri, divan katipleri) verilen topraklardır.

c)             Tımar: Daha çok asker ve memurlara verilen topraklardır

diye üç bölüme ayrılır.

Mülk Arazi: Kişinin şahsına ait topraklardır.

Öşri: Müslümanların işlediği mülk arazidir.

Haraci: Fethedildikten sonra gayrimüslimlere verilen topraklardır.

Vakıf Arazisi: Geliri cami, medrese, kervansaray, be­desten, hastane gibi hayır kurumları için ayrılan top­raklardı.

Miri Arazi: Devlete ait olan arazilerdir.

Mukata: Geliri doğrudan doğruya hazineye bırakılan topraklardır. Bu toprağı işleyen halk (reaya) vergileri­ni iltizam yoluyla hazineye vermektedir.

Malikane: Devlet yönetiminde üstün hizmetleri bulu­nan kişilere verilen topraklardı. Bu topraklar artık o şahısların mülkü olduğundan çocuklarına miras ola­rak bırakılabilirdi.

Yurtluk ve Ocaklık: Yurtluk arazinin geliri sınır boyla­rında görev yapan komutanlara ve akıncı beylerine veriliyordu.


1.             Hazineden hiç para çıkmadan düzenli bir ordu meydana getirilmiştir (Tımarlı Sipahiler).

2.             Devlet uzak yerlerdeki topraklarının vergilerini toplama külfetinden kurtulmuştur.

3.             Toprağın boş kalması önlenmiş ve bu sayede üretimde süreklilik sağlanmıştır.

Devlet toprağı verirken şartları vardı. Mesela toprağı  3 yıl arka arkaya boş bırakandan toprağı elinden alındığı gibi devleti zarara uğrattığından dolayı o kişiden çiftbozan adıyla vergi alınıyordu.


Kuruluş Devri’nde Osmanlı bir kara devleti hüviye­tinde idi. Dolayısıyla ilk kurulduğunda deniz gücü yok­tu. Osmanlı Devleti ilk deniz gücüne Karesioğulları beyliğini topraklarına katınca ulaşmıştır.


TARIM, TİCARET VE HAYVANCILIĞA DAYANIYORDU.

Devlet küçükbaş hayvan vergisi olarak Adet-i

Ağnam'ı almıştır.

Kapan Hanı: Her biri tek cins ticaret maddesinin toptan satışı ya da dağıtımının yapıldığı kapalı pazar yerleridir.

Çarşı ve pazar yerleri; satılan malların kalitesini ve fiyatını kontrol eden Emin’ler ve Muhtesip’lerin denetimindeydi.

 


 

FATİH SULTAN MEHMET DÖNEMİ (II. MEHMET)


Fethin Nedenleri

 

 Siyasi Nedenler: Bin yıldır var olan Bizans Devleti’nin sürekli Avrupa Hıristiyan Dünyası’nı Osmanlılar’a karşı kışkırtarak Haçlı Seferleri’ne zemin hazırla­ması ve şehzadeler arasındaki taht kavgalarına karı­şarak tehdit oluşturması.

Dini Nedenler: Hz. Muhammed’in İstanbul’u fethede­cek komutan ve askerlerini öven hadisi de fethi gerek­tiren sebepler arasındaydı.

Ekonomik: Asya - Avrupa karayolunun kesiştiği önemli bir ticaret merkeziydi. Bu ticaret merkezine sahip olmak Os­manlI Devleti için önemli idi.

 


               Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı ya­pıldı. (Karadeniz’den gelecek yardımı önlemek)

               Surları aşmak için tekerlekli kuleler yapıldı.

               Bizans’ın batı ile bağlantısı kesildi.

               İstanbul’u denizden kuşatmak Marmara ve Boğazların denetimini sağlamak için Gelibo­lu’da 400 parçalık donanma hazırlandı.

               Balistik hesaplarını Fatih’in yaptığı Şahin adlı toplar döküldü.

               Aşırtma gülleler kullanacak havan topları yapıldı.

 


             XI. Konstantin surları onararak Avrupa’dan yardım istedi.

             Haliç surları zayıf olduğundan Haliç’in girişini kalın zincirlerle ve eski gemilerle kapattırdı.

             Grejuva (Rum ateşi) denilen bir silah geliştirdi.

             Katolik ve Ortodoks kiliselerini birleştirme gay­reti içine girdilerse de “İstanbul’da kardinal kü­lahı görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim.” düşüncesi bu birleşmeyi engelledi.


             Bin yıllık Bizans imparatorluğu son buldu.

             İstanbul’un fethi Orta Çağ’ın sonu, Yeni Çağ’ın başlangıcı kabul edildi.

             Kalelerin ve surların top gülleleriyle yıkılacağı or­taya çıktı. Bu gelişmeler Avrupa’da derebeylik re­jiminin zayıflamasına ve mutlak krallıkların güç­lenmesine zemin hazırladı.

        Fetihten sonra İtalya’ya giden Bizans bilginleri Rönesans hareketinin başlamasında etkili olmuşlardır.

             Ticaret yollarının Osmanlı Devleti’nin eline geçmesi Avrupalılar’ı yeni arayışlara itmiş ve Coğra­fi Keşiflere neden olmuştur.

             Avrupa devletleri İstanbul’da ilk sürekli elçilikler


    II. Mehmet, Fatih unvanını aldı.

    Anadolu ve Rumeli toprakları arasında bütünlük sağlandı.

    Osmanlı Devleti’nin başkenti İstanbul oldu.

    OsmanlIların İslam dünyasındaki saygınlıkları daha da arttı.

    Osmanlı Devleti’nde yükselme devri başladı.

    Karadeniz ile Akdeniz arasındaki ticaret yolu ile ipek Yolu Türklerin eline geçti.

    Türklerin Avrupa’da ilerleyişi hızlandı.

Osmanlı padişahları Ortodoks halkın koruyucusu durumuna geldiler.


Fatih Sultan Mehmet aldı.


     Fatih Sultan Mehmet aldı. isfendiyaroğlullarına son verilerek bu bölge Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştır.

Trabzonun Alınması (1461)

Fatih Sultan Mehmet aldı.


             Yıkılma sürecine giren Akkoyunlu Devleti, Osmanlı Devleti için bir tehlike olmaktan çıktı.

Kırım’ın Fethi

Fatih Sultan Mehmet aldı. Karadeniz bir Türk Gölü haline geldi.



             Osmanlı egemenliğindeki yerlerde Venedikliler ti­caret yapma hakkı elde ettiler.

             Osmanlı tarihinde ilk kapitülasyonlar Venediklile­re verildi.

Fatihin amacı; Venedik’i Haçlı birliğinden kopar­mak ve ticari hareketliliği sağlamaktı.


 Cem Sultan Olayı

-               Fatih’in vefatıyla birlikte Cem ve Bayezit mücade­lesi başladı.

-               Cem Sultan II. Bayezit’in hükümdarlığını tanıma­yarak isyan etti.

-               İnegöl önlerinde yapılan savaşı II. Bayezit kay­betti. Cem Sultan Bursa’da Hükümdarlığını ilan etti.

Memlüklere, daha sonra Saint Jean (Senjan) Şövalyeleri’nin davetiyle Avrupa’ya gitti. 1495 yılına kadar Papa’nın yanında ve Fransa’da tutulan Cem Sultan 1495 yılında öldürüldü.

II. Bayezit Dönemi’nde fetihlerde durgunluğa sebep oldu.

 Bir iç sorun olan bu olay Cem Sultan’ın Avru­pa’ya götürülmesiyle uluslararası (dış) sorun haline gelmiştir.

OSMANLILARDA YÖNETİM

1) Merkezi Yönetim


Fatih Dönemi’nde yaptırılan Topkapı Sarayı XV ve

XIX. yüzyıllar arası Osmanlı Devleti’nin yönetim

merkezi olmuştur. Üç bölüm oluşur.

1)              Birun: Sarayın dış bölümü

2)              Enderun: Sarayın iç bölümü

3)             Harem: Hükümdar ve ailesinin bulunduğu bölüm

Divanıhümayun

        Divan, Osmanlı merkez teşkilatının en önemli organı olup ilk kez Orhan Gazi Devri’nde kurulmuştur.

        Divan’da ülke meseleleri görüşülür ve karara bağlanırdı. Farklı inançtan herkese açık olan Divan’da son sözü söyleme yetkisi padişaha aittir.


             Padişahın yardımcısı ve mutlak vekili olup padi­şahın mührünü taşırdı.

Kazasker

        Askeri sınıfa ait şer’i ve örfi davalara bakardı.


             Devletin her türlü mali işlerinden sorumlu olan kişidir.

Kaptanıderya

        Donanmanın başkomutanı idi.


             Divanda alınan kararların İslam dinine uygun olup olmadığına karar verirdi.


             Divanda yeniçeriler ile ilgili bir karar alınacağı zaman görüşüne başvurmak üzere toplantıya çağrılırdı.

Reisülküttap

17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin yabancı devlet­lerle ilişkileri artınca Reisülküttap dış işleri görevine getirilmiştir.


Lağımcılar: Kale kuşatmalarında tünel kazarak kale ^ duvarlarını yıkan sınıf.

Humbaracılar: El bombası ve top mermisi yapan ve kullanan askeri sınıf.

Bostancılar: Saray ve köşklerin korunmasında gö¬revli askerler.

Sağ ve Sol Ulufeciler: Savaş sırasında saltanat san-caklarını koruyan askerler.

Sağ ve Sol Garipler: Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hazineyi koruyan askerler.

Yörükler: Konargöçerlerden oluşan yardımcı birlikler.

Deliler: Sınır boylarında koruma görevi yapan asker-ler.

Sakalar: Ordunun su ihtiyacını karşılayan grup.

Yardımcı Kuvvetler: Osmanlı Devleti’ne bağlı beylik ve devletlerden ihtiyaç duyulduğunda alınan kuvvetler





Medrese Eğitimi

Dini Kurumlardaki Eğitim

 

KONU AVRUPA'DAKİ GELİŞMELER


15.       ve 16. yüzyıllarda AvrupalIlar tarafından okyanus-ların, kıtaların ve yeni ticaret yollarının bulunmasına Coğrafi Keşifler denir.

             AvrupalIların pusulayı kullanması ve coğrafya bil­gisindeki ilerleme,

             Gemicilik alanındaki gelişmeler ve cesur gemici­lerin yetişmesi,

             ipek ve Baharat Yollarının Türklerin elinde olması,

             Hıristiyanlık dininin yayılmak istenmesi,

             Dünya'yı tanıma merakı,

Coğrafi Keşiflerin Sonuçları

        Ticaret yollarının yönü değişti. Akdeniz limanları önemini kaybederken Atlas Okyanusu kıyısında¬ki limanlar önem kazandı. Lizbon, Bordo, Anvers, Roterdam, Londra limanları gibi.

        ipek, Baharat yolu önemini kaybetti.

        Kilise Avrupa'daki eski itibarını kaybetti.

        Dünyanın yuvarlak olduğu anlaşıldı.

        Yeni keşfedilen yerlerde Hıristiyanlık yayılmaya

başlandı.

        Amerika'da yerli halk azaldı. Köle ticareti başladı.

        Keşfedilen yeni yerlerdeki değerli madenler ve

bitkiler (kahve, patates, domates, tütün, pamuk, şekerpancarı gibi) Avrupa'ya yayıldı.


             15. ve 16. yüzyıllarda önce İtalya’da başlayıp da­ha sonra Avrupa ülkelerine yayılan sanat, edebi­yat, güzel sanatlar ve bilim alanındaki gelişmele­rin hepsine birden Rönesans adı verilmektedir.

Sözlük anlamı “Yeniden Doğuş” anlamına gelen bu gelişme Yunan ve Roma uygarlıklarının araş­tırılması ile gerçekleşmiştir.


             İtalya’nın önemli bir ticaret ve kültür merkezi ol­ması,

             Roma’nın, Hıristiyanların dini merkezi olması,

             İtalya’nın ticaret merkezi olması yönüyle ekono­mik durumunun iyi olması,

             İstanbul’un fethinden sonra İtalya’ya giden bilgin­lerin Latince eserleri çeviri yapma yönünde çalış­maları

Rönesans Hareketinin Sonuçları

             Skolastik düşünce yıkıldı.

             Bilim ve teknolojide yeni gelişmeler oldu.

             Avrupa'da resim, heykel, edebiyat ve mimari önemli bir düzeyde gelişme gösterdi.

             Kilise zayıfladı, Reform Hareketleri'ne zemin ha­zırlandı.

             Eğitim ve öğretime önem verildi. Endüstrinin ge­lişmesinde altyapı oluştu.

             Dini konular açıkça tartışılmaya başladı.

             Avrupa'da deney ve gözleme dayalı pozitif dü­şünce ön plana çıktı

I.              SELİM (YAVUZ) DÖNEMİ (1512 - 1520)

Avrupa ile dostane ilişkiler kuran Yavuz Sultan Selim, Ş en büyük amacı olan Türk ve İslam dünyasını bir yö- p netim altında toplama hedefine yöneldi.

Çaldıran Savaşı (1514)

Anadolu’ya yönelen Safevi tehlikesi önlendi


Dulkadiroğulları’na son vermiş ve böylece Anadolu Türk birliğini kurma yolunda önemli bir adım atmış oldu.

Memlük Devleti’nin yıkılması:

Mercidabık 1516 ve Ridaniye savaşları ile Memlük devleti yıkılma sürecine girdi.


             Yavuz Sultan Selim Kahire’de bulunduğu sırada Mekke ve Medine’nin anahtarları Mekke Şerifi ta­rafından kendisine teslim edildi.

             Yavuz Hadimülharemeynişerifeyn (Mekke ve Me­dine’nin hizmetçisi) unvanını aldı.

             Yavuz Mısır’dan halife ve akrabalarını, âlim ve zanaatkârları İstanbul’a getirdi.

             Memlük Devleti sona erdi.

             Suriye, Filistin, Hicaz ve Mısır Osmanlı hakimiye­tine girdi.

             Halifelik Osmanlılara geçti, kutsal emanetler Topkapı Sarayı’na getirildi.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMİ




             Macaristan Osmanlı Devleti’ne bağlı bir krallık haline geldi.

I. Viyana Kuşatması (1529) . Büyük topla­rın getirilmemesi ve kış aylarının yaklaşması üzerine kuşatma kaldırıldı.


             Avusturya Arşidükü, protokol bakımından Os­manlI veziriazamına denk sayılacak.

DENİZLERDEKİ GELİŞMELER

Don-Volga Kanal Projesi Orta Asya Türkleri ile ilişki kurmak

Suveyş Kanal Projesi Akdeniz ile Kızıldeniz’i birleştirme projesi Yavuz Sul­tan Selim Dönemi’nde gündeme gelmişti.


             Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki üstünlüğü kabul edildi.

     Bu zaferin yıl dönümü günümüzde “Donanma Günü” olarak kutlanmaktadır (28 Eylül 1538).

 



Osmanlı Devleti’nin inebahtı Deniz Sava- şı’nda toprak kaybı olmamasına rağmen denizci­liğin gerilemesine neden olmuştur; fakat Sokullu Mehmet Paşa’nın “Biz onların kolunu, onlar bi­zim sakalımızı kestiler. Sakal yerine gelir ama kol yerine gelmez.” düşüncesinden hareketle Osmanlı donanması kısa zamanda toparlandı ve Akdeniz üstünlüğü tekrar sağlandı.


Osmanlı Devleti bu seferler sonunda istenilen başarı­yı sağlayamadı.


             Yapılan gemilerin Okyanus şartlarına uygun ol­maması

             Bölge Müslümanlarının Osmanlı Devleti’ne ge­rekli yardımı yapmamaları


 

Kanuni'nin Kapitülasyonları vermedeki amacı: Akdeniz ticaretini canlandırmak ve Avrupa'nın si­yasi birliğini parçalamayı hedeflemiştir. Verilen kapitülasyonlar kısmen hedefine ulaşmışsa da Akdeniz ticaretinin canlanmasını sağlayamamıştır.

Mimar Sinan’ın üç eseri çok önemlidir. Bu eserleri;

Şehzade Camii (Çıraklık dönemi eseri)

Süleymaniye Camii (Kalfalık dönemi eseri)

             Selimiye Camii (Ustalık dönemi eseri)



A
Sözlük anlamı; düzeltme, şekil verme, iyileştirme olan Reform XVI. yüzyılda Hıristiyanlığın Katolik mezhebindeki bozulmayı önlemek ve bu alanda yeni düzen­lemeler yapmak zorunluluğundan doğmuştur.


Reformun Nedenleri

        Katolik kilisesinin bozulması ve kiliseyi düzenleme fikrinin ortaya çıkması

        Rönesans Hareketleri sonucunda Hıristiyanlığın kaynaklarına inilmesi

        Matbaa ve kağıt kullanımının artmasıyla Avrupalıların kültür seviyesinin yükselmesi

        Coğrafi Keşiflerle zenginleşen Avrupalılarda: “Dünya nimetlerinden yararlanma isteğinin” ön plana çıkması

Reform'un Sonuçları

Avrupa’da din ve mezhep savaşları   ön plana çık­tı.

             Avrupa’da mezhep birliği bozuldu yeni mezhepler ortaya çıktı. (Protestanlık, Kalvenizm, Anglika­nizm ve Presbiteryen)

             Papa Katolik Kilisesi’nin otoritesini engizisyon mahkemeleri ile sağlamaya çalıştı.

             Katolik Kilisesi kendine çeki düzen vermek zo­runda kaldı.

             Papalığın Avrupa’da sosyal, siyasi, ekonomik gü­cü sarsıldı.

Eğitim ve öğretim üzerindeki kilise baskısı önem­li ölçüde kalktı. Rasyonel düşünce yaygınlaştı. Laik eğitim ortaya çıktı.


             Haçlı Seferleri Avrupa’da barut, pusula, kağıt ve matbaanın kullanılmasını sağlamış, bu durum Avrupa’da Derebeylik sisteminin yı­kılmasını, Coğrafi Keşifleri ve toplumlar arası etkileşimi doğurmuştur.

             Etkileşimle birlikte Siyasi, ekonomik ve kültü­rel gelişmeler İslam Medeniyeti’nin de etki­siyle Rönesans Hareketleri’nin başlaması­na ve Skolastik düşüncenin yıkılmasına se­bep olmuştur.

             Pozitif bilimlerin ön plana çıkmasıyla hüma­nizm, özgür düşünce’nin gelişmesi ve İn­cil’ n Latinceye çevrilmesi kilisenin yanlışları­nın ortaya çıkmasına bu da Reform Hare­ketlerine sebep olmuştur. Böylece Avru­pa’da mezhep birliği bozulmuş yeni mezhep­ler ortaya çıkmıştır.


 

XVII. YÜZYILDA ASYA VE AVRUPA


17    yüzyılda Osmanlı'daki ayaklanmalarda daha çok merkezi otoritenin zayıflaması görülmektedir. Bunun nedeni ise veraset sistemindeki değişikliktir. I. Ahmet döneminde uygulanmaya başlanan Ekber ve Erşed sistemi (Osmanlı tahtına en olgun ve en yaşlı şehzadenin çıkması) taht kavgalarını engellemiş olsa da  şehzadelerin sancağa çıkma usulüne son verilip ha­yatlarını Topkapı Sarayında geçirmelerine sebep olmuştur. Bu da şehzadelerin halkı tam iyi tanımama­sına, tecrübesiz tahta çıkmasına sebep olmuştur.

Böylece padişah otorite kurmakta zorlanmış saray kadınları ve diğer devlet adamlarının etkisinde kal­mıştır.

Selim ve III. Murat Dönemleri'nde padişah­lar ordunun başında sefere çıkmıyorlardı. III. Mehmet bu geleneğe son vermiştir.


Osmanlı ordusu Haçova Meydan Savaşı ile Avusturyayı mağlup etmiştir.

             Avusturya Osmanlı Devleti'ne savaş tazminatı ödeceyek

             Avusturya Arşidükü protokol bakımından Osman­lı padişahına denk sayılacak ve kendisine Cesar (İmparator denilecek).

Avusturya'nın Osmanlı Devleti'ne ödediği yıllık vergi kaldırılacak

Osmanlı Devleti, Avusturya üzerindeki yaptı­rım gücünü kaybetmiş ve Orta Avrupa’daki üs­tünlüğünü yitirmiştir



             Yönetimde saray adamlarının ve Valide Sultanla­rın etkili olması

             Bazı padişah ve devlet adamlarının yeteneksiz olmaları

    Yeniçeri Ocağı'nın bozulması

    Tımar Sistemi'nin bozulmasına bağlı olarak ordu­nun bozulması

    Uzun süren savaşlar ve artan masraflar

    Tımar Sistemi'nin bozulması

     Tarımsal üretim ve hayvancılığın gerilemesi


İstanbul isyanları daha çok askeri isyanlardır. Yeniçe­riler ve sipahiler tarafından çıkarılmıştır.

 

 


             Savaşların uzun sürmesi ve yenilgiyle sonuçlan­ması neticesinde askerden kaçanların Anado­lu'da huzuru bozmaya başlamaları

Celali İsyanlarının Sonuçları

-           Anadolu'da binlerce insanın hayatına maloldu.

-           Anadolu'da huzur ve güven ortamı kalmadı.

-           Topraklar işlenemez hale geldi. Üretim azaldı.

-           Vergiler düzenli toplanamayınca Osmanlı ekonomisi zayıfladı.

-           Bu problemlerle uğraşan Osmanlı Devleti Avusturya ve İran karşısında zor durumda kaldı.

Yeni Ekonomik Model Merkantilizm

Bir ülke ne kadar çok değerli madene ve paraya sahipse o kadar zengin sayılıyordu


Koçi bey risalesinde tespitlerde bulunmuş fakat uygulanmaya geçilememiştir.


             Saraydan cariye almayarak, saray dışı evlilik yapmıştır. Amacı, saray ile halk bütünleşmesini sağlamaktır.

             Şeyhülislamın elinden müderris ve kadıların tayin işlerini almış ve ona yalnızca fetva verme işini bı­rakmıştır.

             Zamanın gereklerine göre yeni kanunların yapıl­masını planlamıştır.

             Başkent değişikliğini düşünmüş ve başkenti bü­yük çoğunluğu Türk ve Müslüman olan bir şehre taşımak istemiştir.

             Hotin Seferi’ndeki gevşekliklerinden dolayı Yeni­çeri Ocağı’nı kaldırmayı düşünmüş; fakat bu ha­berin duyulması üzerine ayaklanan yeniçeriler genç padişahı öldürmüşlerdir (1622).
 



Genç Osman (II. Osman) Osmanlı tarihinde yeniçeriler tarafından öldürülen ilk padişahtır.

IV. MURAT DONEMİ (ISLAHATLAR)

             Devlete karşı isyan eden asilerin isyanlarını bü­yük bir ustalıkla bastıran padişah isyancılara en büyük cezaları vermekten çekinmemiştir.

        Tımarlı Sipahilere büyük önem veren padişah Yeniçeri Ocağı sayısını ise azaltmıştır. Tımarları savaşta yararlılık gösterenlere vermiştir.

        Genç padişah ayrıca uyuşturucu maddelerin ve tütünün kullanımını ve gece sokağa çıkma yasağı koymuştur. Ayrıca birer dedikodu yuvaları haline gelen kahvehaneleri kapatmıştır.

             IV. Murat şuna da inanıyordu ki, devletin kötü gi­dişatının araştırılması için bilim adamlarından da yararlanmalıydı ve bu bağlamda başta Koçi Bey olmak üzere devletin ileri gelenlerinden raporlar almıştır.

Kasrışirin Antlaşması (1639)

Kasrışirin Antlaşması bugünkü Türkiye - İran sı­nırının belirlenmesinde temel olmuş.

IV. MEHMET DÖNEMİ ISLAHAT ÇALIŞMALARI


             IV. Mehmet’in sadrazamlarındandır. Çoğunlukla maliye alanında ıslahatlar yaptı.

             Has ve zeamet gelirlerinin doğrudan hazineye girmesini sağladı.

             Devlet yönetiminde rüşvet alınmasını önlemeye çalıştı.

              Osmanlı tarihinde bilinen ilk bütçeyi hazırladı.

              Gelirler 24 milyon akçe iken giderler 25,5 milyon akçe olarak çıktı.

             Bütçe açığını kapatmak için saray masraflarını kıstı.

             Saray masraflarını kısması çıkarı zedelenen in­sanları rahatsız etmiş ve bu kişiler sadrazamın idam edilmesine neden olmuştur.

Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa

Şartlar sürerek sadrazamlığa gelmiş ülkenin kötü gidişini biraz düzeltmiştir.


             Avrupa'nın gerisinde kalındığının farkına varılamadığı için ıslahatlarda Avrupa örnek alınmamıştır.

              Islahatlar daha çok kişilere bağlı kalmıştır.

              Olaylar kuvvet ve şiddet yoluyla çözümlenmeye çalışılmış, olayların gerçek sebeplerine inilmemiştir.

             Islahatlar daha çok askeri alanda yapılmıştır.

Bucaş Antlaşması, Osmanlı Devleti’nin top­rakların toprak kattığı son antlaşmadır.

Karlofça Antlaşması Osmanlı Devleti'nin bü­yük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır. Osmanlı Devleti'nde siyaset değişikliği yaşan­mış, daha önce batıya doğru ilerleme fikri yerine kaybettiği toprakları geri alma düşüncesi hakim oldu.

Avrupalılarca “Mavi Cami” (Blue Mosgue) olarak bilinen caminin mimari Sedefkâr Mehmet Ağa dır.

 


XVIII. YÜZYILDA AVRUPA VE OSMANLI DEVLETİ'NİN GENEL DURUMU

             Osmanlı Devleti bir taraftan kaybedi­len toprakları geri alma mücadelesi verirken diğer taraftan Avrupa devletleri arasındaki rekabet ve mücadeleden yararlanarak toprak bütünlüğünü korumaya çalıştı.


     1711 yılında yapılan savaş sonunda Rus­ya yenildi.

     Baltacı Mehmet Paşa’nın Yeniçerilere güvenmemesi üzeri­ne Rusya’nın teklifi kabul edilerek Prut Antlaşması imzalandı.

Pasarofça Antlaşması (1718)

Belgrad’ın kaybedilmesi bölgedeki dengeleri Os­manlI Devleti’nin aleyhine çevirdi.


-               Lale Devri’nde bilim, sanat, diplomasi ve eğitim alanında yaşanan gelişmelerin yanında özellikle başkent İstanbul’da yaygın bir eğlence hayatı gö­rülmektedir.

-               Lale Devri’ndeki çiçek kültürü bir taraftan Avru­pa’yı etkilerken diğer taraftan edebiyat ve resim alanında da kendini hissettirmiştir.

-               Bu dönemde Avrupa’yı daha yakından tanımak için Viyana, Paris, Varşova, Moskova gibi önemli başkentlere ilk defa elçiler gönderilmiştir.

-               Avrupa’ya giden elçilerin gözlemleri Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahat hareketlerinde etkili olmuştur.

-               Paris büyükelçisi olan Yirmi Sekiz Mehmet Çele­bi izlenimlerini Sefaretname adlı eserinde topla­mış bu eser Osmanlı Devleti’nin Batı’ya açılan penceresi olarak değerlendirilmiştir. Bu eserde; Fransız yönetim sisteminden, fen ve teknikteki gelişmelere, bahçe düzenlemelerinden köprü, su sistemleri, tıp ve sanat merkezlerine kadar birçok konu anlatılmaktadır.

        ilk defa sağlık alanında önemli bir adım atılarak çiçek aşısı uygulandı.

        Birçok kütüphane açıldı.

        Avrupa’dan Barok ve Rokoko tarzı mimari örnekler alınmaya başlandı (Bu tarzın ilk örneği İstanbul’daki Nuruosmaniye Cami’dir.

             Osmanlı Devleti 17. yüzyıldan farklı olarak ilk kez Lale Devri’nde Avrupa karşısında geri kaldığını kabullenmiş ve ıslahat hareketlerinde Avrupa’yı örnek almıştır.


Her türlü üretim faaliyetlerinde kol

gücünün yerini makine gücünün almasıdır.

      Ucuz, kaliteli ve bol mal üretilmiştir.

      Halkın refah seviyesi artmıştır.

      Hayat standartlarının iyileşmesi ölüm oranlarını azalttığı gibi buna paralel olarak nüfus artışı hızlanmıştır.


 
Büyük sanayi kentlerinin kurulması işsizlik sorununu ortaya çıkartmıştır.


      Osmanlı Devleti’nin zayıf durumundan faydala­nan Avrupalı devletler Osmanlı ülkesini açık pa­zar haline getirmişlerdir.

      Avrupalılar sömürgecilik yarışına girmişler.

RUSYA'NIN GENİŞLEME POLİTİKASI

Rusya sıcak denizlere inmek istiyordu. Amacı boğazları alıp akdeniz e inmekti.

1740 KAPİTÜLASYONLARI

Fransa’ya geniş kapsamlı ayrıcalıklar (kapitülasyon) verilmişti.


      Karadeniz’deki Türk egemenliği sona erdi.

      Osmanlı Devleti tarihinde ilk defa savaş tazmina­tı ödedi.

      Ortodoksların himayesini alan Rusya, Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışma imkanını elde etti.

 


 

      4 Temmuz 1776’da insan Hakları Bildirisi yayın­landı.

ABD’nin kurulması ile;

   ilk insan Hakları Bildirgesi ilan edildi.

   Amerika’ya göç Batı’da işsizliği azalttı.

   Batı’ya karşı yeni bir güç ortaya çıktı.



      Krallık rejimi yıkılmıştır.

      Meşruti yönetimler kurulmuştur.

      Tüm dünyada eşitsizliğe dayanan sosyal yapılar değişmeye başlamıştır.

      Sınıflar ayrımı kalkmıştır.

      Milliyetçilik akımı güç kazanmıştır.

      Çok uluslu devletler (imparatorluklar) yıkılmıştır.

      Hürriyet, eşitlik, adalet ve insan hakları gibi tabir­ler ortaya çıkmıştır.

      Yeni Çağ sona ermiş; Yakın Çağ başlamıştır.



       Fransız ihtilali Osmanlı Devleti’ni daha çok olumsuz yönde etkilemiştir. Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti’ndeki azınlıklar (Sırp, Yunan vb.) mil­liyetçilik akımının etkisiyle ayaklandılar. Böylece Osmanlı toprak kaybına uğradı.

III. SELİM DÖNEMİ ISLAHATLARI

             Devletin içinde bulunduğu durum ve sorunların çözümü için raporlar (Layiha) hazırlattı.

             Bir danışma meclisi (Meclisimeşveret) oluştura­rak ıslahat yapma kararı aldı.

             Avrupa’ya daimi elçiler gönderdi.

             Nizamıcedit adlı yeni bir ordu meydana getirdi. Bu ordunun giderlerini karşılamak için İradıcedit adında bir hazine oluşturdu.

             Ordunun eğitimi için Levent ve Selimiye kışlala­rı kuruldu.

             Yabancı dil eğitimine önem verildi.

             Birçok kitap Türkçeye tercüme edilerek kültürel gelişim sağlandı.

             Paranın değerini koruması için tedbirler alındı. Vergi düzenlemeleri yaptı.

             Yerli malı kullanılması özendirildi.

             AvrupalI devletlerin önemli başkentlerinde (Lon­dra, Paris, Viyana, Berlin) daimi elçilikler açıldı. Böylece AvrupalI devletlerin daha yakından ta­nınması ve Osmanlı aleyhine çalışmaları takibe alındı.

ESHAM: Devlet tahvili demek. Borsa.


 
XVIII. YÜZYIL ISLAHATLARININ AMACI VE ÖZELLİKLERİ


             17. ve 18. yüzyılda Osmanlı Devleti; askeri, eko­nomik, bilim ve teknik alanında Avrupa’nın geri­sinde kaldığını fark ederek Avrupa’yı daha yakın­dan tanıma ihtiyacı hissetmiştir. Bu nedenle Avru­pa başkentlerinde geçici ve daimi büyükelçilikler açma yoluna gitmiştir.

             Avrupa karşısında alınan yenilgiler devlet adam­larını askeri alanda ıslahat yapmaya zorlamıştır.

             Bu çerçevede;

-               Avrupadan askeri ve teknoloji alanında danış­manlar getirildi.

-               Askeri alanda eğitim veren mühendishaneler açıldı.

-               Sürat topcuları ve Humbaracı ocakları açılarak Avrupa’nın savaş teknolojisi takip edildi.

-               Nizamıcedit Ordusu kurularak Avrupa tarzı yapı­lanmaya gidildi.

             Osmanlı Devleti’nde askeri alanda başlayan ye­nilikleri toplum, kültür, sanat, eğitim yönetim, eko­nomik yenilikler izledi.

             18. yüzyıl ıslahatları padişah ve devlet adamları tarafından yapılmış ıslahatların gerekliliği halka yeterince anlatılamamıştır.

             18. yüzyılda gerilemenin gerçek nedenleri üzerin­de durularak çözüm bulma yoluna gidilmiştir.

Denge Politikası: Osmanlı diplomasisinin 18. yüzyılın sonundan 1. Dünya Savaşı’na kadar izlediği politikadır. Politikanın özü uluslar arası ortamda denge ve dengesizlikleri lehte kullanarak elde edilebilecek aza-mi faydayı sağlamak ya da uğranabilecek minimum zararla karşılaşmaktır.


 

II. MAHMUT DONEMİ (1808 - 1839) ISLA­HATLARI


Mahmut Devri’nde, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın ayanlarla imzaladığı bir sözleşmedir.

Senediittifak’a göre padişahın mutlak otoritesi sınır­landırılmıştır.


              Devlet  ayanların           varlığını kabul    edecek

              Ayanlar devletin verdiği görevleri           yerine getirecek

              Ayanlar ıslahatlara karşı çıkmayacak

              Ayanlar, yapılan ıslahatları destekleyecekler

Yeniçeriler sadece bu ocağı ortadan kaldırmakla yetinmeyerek Alemdar Mustafa Paşa'yı da öldürmüşlerdir.

II.         Mahmut iyice bozulan Yeniçeri Ocağı’na karşı Eşkinci Ocağı'nı kurmuştur.

              Yeniçeri Ocağı’nın yerine Avrupai tarz Asakiri- mansureimuhammediye adlı yeni bir ocak kurul­muştur.

              Bu yeni ordunun eğitimi için Avrupa'dan subaylar getirtilmiştir.

   Devlet memurlukları dahiliye ve hariciye olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

   Devlet memurlarına rütbe ve nişan verilmeye başlanmıştır.

   Tımar sistemi kaldırılarak devlet memurlarına dü­zenli olarak maaş bağlanmıştır.

      Müsadere usulü kaldırılmıştır.

            Müsadere: Görevden alınan ya da ölen devlet memurunun mallarına devletin el koyması usulü. Özel mülkiyetin güvence altıAskeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı (1831).

              ilk posta teşkilatı kuruldu.

              Polis örgütü kuruldu.

              ilk kez karantina sistemi uygulandı.

              Yurtdışı seyahatlerinde pasaport uygulamasına geçildi.

Kıyafet alanında yenilik yapılarak, devlet memur­larına fes, pantolon ve ceket giyme zorunluluğu getirilmiştir alınması sağlan­mıştır

              ilk kez mahalle ve köylerde muhtarlıklar kurul­muştur.

              Padişah, portresini yaptırarak devlet dairelerine astırmıştır.

              Şeyhülislamın yetkileri sınırlandırılmıştır.

     İlk kez ilköğretim zorunlu hale getirildi.

Diplomat yetiştirmek amacıyla tercüme odaları kuruldu

              Takvimivakayi adlı ilk resmi gazete çıkarılmıştır (1831).

    Avrupa'ya öğrenci gönderilmiştir.

    İstanbul'da ilköğretim erkek çocuklar için zorunlu hale getirilmiştir (1824).

    Rüştiyeler (ortaokul) ve Mektebiulumiedebiye gibi orta dereceli okullar açılmıştır.

     Maliye Bakanlığı kurulmuştur.

     Yerli tüccarların yabancılarla rekabet edebilmesi için gümrük kolaylığı getirilmiştir.

     Ülkede karayolu yapımına önem verilmiştir.

PANSLAVİZM: Kelime manası Slav Birliği’dir. Rus­ya’nın bir politikası olup bütün Slavları bir bayrak altında birleştirmedir


SIRP İSYANI


İlk isyan eden azınlıktır.

YUNAN İSYANI

Osmanlı Devleti'nden ilk ayrılan Balkan dev­leti Yunanistan'dır. Edirne Antlaşması (1829)

              Yunanistan bağımsız olacak.

 

 

Şark Meselesi: Avrupalılar Şark meselesini asıl 19. yüzyılda gün­demlerine almışlardır. Amaç Osmanlı'yı Avrupa topraklarından çıkarmak, buraları paylaşmak, İs­tanbul'u alarak hayallerindeki Bizans imparator­luğunu yeniden kurmaktır.

MISIR MESELESİ


              Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Suriye valiliği

             
 
Oğlu İbrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine ek ola­rak Adana muhassılığı (o bölgenin sadece vergi­lerini toplama hakkı) verilmiştir. Mısır sorunu Avrupalı devletlerin müdahalesi ile dış sorun haline gelmiştir. Olay şimdilik geçi­cide olsa çözülmüştür.


Mısır sorunu çözüldü gözükse de II. Mahmut ne Kavalalı'ya ne de İngiltere ve Fransa'ya güveniyordu. Ruslar ise hazır gelmiş ve Osmanlı'nın cevabını bek­liyordu. II. Mahmut kendini güvende hissetmek için Rusya ile antlaşma imzalamıştır.



              Boğazlar tamamen Osmanlı egemenliğine bıra­kılmıştır.

              Barış zamanında dahi boğazlardan hiçbir savaş gemisi geçemeyecektir.

fa Boğazlar artık uluslararası bir statü kazan­mıştır. Osmanlı artık Boğazlarda mutlak egemen değildir. Rusya kazançlı olmaktan çıkmış ve İn­giltere ile Fransa oldukça rahatlamıştır.

Osmanlı’nın bu iki sorununun (Mısır - Boğaz­lar) Avrupalılarca çözülmesi Osmanlı’nın aslında ne kadar güçsüz bir duruma düştüğünü gösterir.

İSTANBUL BOĞAZI Balta Limanı Ticaret Antlaşması (1838)

Mısır sorununda İngiltere'yi yanına çekmek isteyen Osmanlı bu devlete “1838 Balta Limanı Antlaşma­sı" ile yeni ticari imtiyazlar vermiş ve bozuk olan eko­nomisi daha da kötüleşmiştir.

Antlaşmanın önemli maddeleri şunlardır.

              İngiltere herhangi bir malını iç ve dış pazarları­mızda doğrudan satabilecektir. ingilizlerden mal alım ve nakillerde belge isten­meyecektir


 

TANZİMAT FERMANI (3 Kasım 1839)

I.Abdülmecit geçmişti. Yenilik çabalarına hız veren bu padişah sadrazamlık makamına getirilen Mustafa Re­şit Paşa'nın çalışmaları ile bir ferman hazırlayıp, bu fermanı Gülhane Parkı'nda geniş bir halk topluluğu­na okutmuştur. (3 Kasım 1839)


              Mısır sorununda Avrupalı devletlerin desteğini sağlamak

              Avrupalı devletlerin Osmanlı Devleti'nin içişlerine karışmasını engellemek

Tanzimat Fermanı'nın Önemli Maddeleri Şunlardır

        Müslüman olsun veya olmasın herkesin can, mal, ırz ve namus güvenliği devlet garantisi altında olacaktır.

 Din ayırımı yapılmaksızın herkese eşitlik tanınmıştır. Mahkemeler herkese açık olacak, hiç kimse yargılanmadan, sorgulanmadan cezalandırılmayacaktır.

 Artık padişahın her söylediği kanun değildi ve padişahın yetkileri kısıtlanmıştır.

 Osmanlı ülkesinde Avrupai tarz hukuk kuralları geçerli olmaya başlamıştır.

Kanun üstünlüğü ön plana çıkmıştır.


              Osmanlı ülkesinde kanun üstünlüğü kabul edil­miştir.

              Tanzimat Fermanı Osmanlı ülkesinde anayasacılığın başlangıcı kabul edilmiştir.

OSMANLI DENGE SİYASETİ:

Ülke sınırlarını ve haklarını dışarıdan gelen saldırılara karşı koruyamayan devletlerin, diğer devletler arasındaki çıkar çatışmalarından yararlanmasına ve diğer devletlerin yardımıyla ayakta durmasına denge siyaseti denir.


              Osmanlı bir Avrupa Devleti sayılacak ve Avrupa devletler hukukundan yararlanacak

              Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin garantisi altında olacak

A Osmanlı Devleti kendi topraklarını koruya­mayacak kadar güçsüzdür.

              Karadeniz tarafsız bir deniz olacak, Osmanlı ve Rusya Karadeniz'de ticaret gemisi ve donanma bulunduramayacak.

Osmanlı Devleti zamanla başka devletlerden de borç para almış ve aldığı borçların faizini dâhi ödeyemez hâle gelmiştir. Devlet 1881’de Muharrem Kararnamesini yayınlamış ve borç ödeme şartlarını belirlemiştir. Avrupalı devletlerde aynı tarihte Duyunuumumiye idaresini kurarak Osmanlı’nın bazı gelir kaynaklarına el koymuşlardır.


Bu ferman Tanzimat Fermanı'nın devamı niteliğinde­dir.


              Mahkemeler herkese açık olacak ve herkes ken­di dinine göre yemin edecektir. Karakollar ve ha­pishaneler ıslah edilecektir.

              Herkes şirket ve banka kurabilecektir.

              Gayrimüslimler devlet memuru olabilecektir. As­keri hizmetlere ve okullara alınacaklardır.

Islahat Fermarn'nrn Sonuçları

        Bu ferman ile Müslüman ve gayrimüslimler eşit haklara sahip olmuş. Böylece kaynaşmış bir OsmanlI toplumu ortaya çıkmıştır.

        Ferman, Müslümanlardan ziyade yabancıların haklarını genişletmiş; bu durum Müslüman tebanın tepkisine neden olmuştur.

        Ferman sonrası açılan okullar zamanla ırkçı bir nesil yetiştirmiş ve bu durum Osmanlı Devleti'nde dağılmayı hızlandırmıştır.

I. MEŞRÛTİYET'İN İLANI

Meclis-i Mebusan'ın açılışı

Meşrutiyet: Saltanat ile yönetilen ülkelerde padişahın başkanlığında oluşturulan parlamento sistemine de­nir. Meşrutiyetin ilan edilmesinde Jön Türkler etkili ol­muştur.


              Meclis, Mebusan Meclisi ve Ayan Meclisi'nden oluşacaktır.

Ayan Meclisi: Padişah tarafından üye sayısı belirlenir ve yine padişah tarafından atanırlar. Bu meclise üye olabilmek için 40 yaşını doldurmuş olmak gerekmektedir. Üyeler ömür boyu görevde kalırlar.

Mebusan Meclisi: Her 50 bin erkeğe bir üye dü­şecek şekilde oluşmuştur. Seçimler 4 yılda bir yapılır. Bu meclisin üyeleri sadece seçildiği böl­geyi değil tüm Osmanlı toplumunu temsil eder.

              Meclisi açma kapama yetkisi padişaha aittir. Pa­dişah istediği zaman meclisi kapatabilecekti. Hükümet meclise karşı değil padişaha karşı sorumludur.

MECLİSİN KAPANMASI

Abdülhamit, Osmanlı - Rus Savaşı’nı gerekçe göstererek Mebusan Meclisi’ni süresiz kapatmıştır. Böylece Kanuniesasi yürürlükten kaldırılmış oldu. (14 Şubat (1878)

MECELLE

Ahmet Cevdet Paşa, başkanlığında hazırlanan ve 1868’den 1926 yılına kadar yürürlükte kalan adli ve hukuki düzenlemedir.

1877 - 1878 OSMANLI - RUS SAVAŞI (93 HARBİ)

Bu savaş sırasında Rusya’dan destek alan Ermeniler

ilk kez isyan etmişlerdir. Osmanlı Devleti iki ateş altın­da kalınca barış istemek zorunda kalmıştır.


              Sırbistan, Karadağ ve Romanya (Eflak-Boğdan) bağımsız olacak.

              Bosna-Hersek özerk bir bölge olacak.

              Büyük bir Bulgar Krallığı kurulacak ve Doğu Ru­meli ile Makedonya bu krallığa bağlanacak.

              Osmanlı Devleti, Girit ve Ermenilerin bulunduğu topraklarda ıslahat yapacak.

              Kars, Ardahan, Batum ve Doğubeyazıt Rusya'ya bırakılacak.

Bu antlaşma aynen Sevr Antlaşması gibi sa­dece kağıt üzerinde kalmış ve hiçbir zaman yü­rürlüğe girmemiştir.

Berlin Antlaşması

Ayastefanos Antlaşmasından İngiltere, Avusturya ve Almanya memnun değildi. Çünkü Rusya’nın tek başına Balkanlar’da güçlenmesini istemiyorlardı.

Berlin Antlaşması (1878)

              Sırbistan, Romanya ve Karadağ bağımsız ola­caktır.

              Bulgar Krallığı üçe bölünecektir.

              Asıl Bulgaristan Osmanlı Devleti'ne bağlı olacaktır.

Osmanlı tarihinde ilk kez Ermeni Sorunu ortaya çıkmıştır.

Ermeni Örgütlenmesi: Hınçak Cemiyeti ve Rusya'da Taşnak Er­meni Cemiyeti kuruldu. (1889)


1878 Ayastefanos Antlaşması’nın şartlarının hafifletil­mesi karşılığında Osmanlı Devleti’nden Kıbrıs’ı iste­yen İngiltere bu amacına ulaşmış ve Kıbrıs, İngilte­re’nin yönetimine bırakılmıştır.


 


Mısır Hidivi (vali) İsmail Paşa’nın yardımı ile Fransa Akdeniz ile Kızıldeniz’i birleştiren Süveyş Kanalı’nı açmışlardır. (1869) Böylece Mısır’ın önemi daha da artmıştır.


1876’da padişah olan II. Abdülhamit Osmanlı tarihinin ilk Anayasası olan Kanunuesasi’yi ilân etmiştir. Fakat padişah kısa süre sonra 93 Harbi’ni bahane ederek (1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı) anayasal yöne­time son vermiştir (14 Şubat 1878). Bu durum padişa­ha karşı bir direnişin başlamasına neden olmuştur.

Çıkan ayaklanma hükümet askerleri tara­fından bastırılmayınca padişah ayaklanmanın daha da büyümesini önlemek amacıyla Kanunuesasi’yi ye­
niden yürürlüğe koymuş ve II. Meşrutiyeti ilân etmiş­tir (23 Temmuz 1908).


              Türkçülük politikası benimsendi.

              Seçimler yenilenerek Mebusan Meclisi yeniden açıldı.

              Basın üzerindeki sansür kaldırıldı.

        ittihat ve Terakki Partisi seçimlerde çoğunluğu dolayısıyla hükümette söz sahibi olmayı başardı.

        Parlamenter sisteme geçildi.

        Padişahın yetkileri kısıtlandı.

        Meclisin gücü ve etkinliği artırıldı.

        Temel hak ve özgürlükler genişletildi.


Osmanlı Devleti’nin ilk siyasi partisidir. 1889 yılında kurulmuştur. Kurucuları Ab­dullah Cevdet, Dr. ishak Sukuti, İbrahim Temo ve Şerafettin Mağdumi’dir. İstan­bul’da kurulan cemiyet Kahire ve Paris’te şubeler açtı. Selanik cemiyetin merkezi haline gelmişti. Cemiyetin baskıları II. Meşrutiyet’in ilânına zemin hazırladı. En­ver, Talat ve Cemal Paşalar cemiyetin ön­de gelen yöneticileriydi. Cemiyet 1913 Bâb-ı ali Baskını ile hükümeti ele geçirdi, iktidarları 5 yıl sürdü ve I. Dünya Savaşı’nın bitmesine aylar kala ittihat ve Terak­ki Partisi kendisini feshetmiş ve ileri gelenleri yurtdışına kaçmıştır.

31 Mart Olayı: isyancılar, meclis binasına yürüyerek sadrazam ile meclis başkanının istifalarını istemişlerdir. Ayrıca itti­hatçı olarak bilinen bazı kişiler öldürülmüştür.

Bu gelişmeler üzerine ittihat ve Terakki Partisi, isya­nın bastırılması için merkezi Selânik'te bulunan Hare­ket Ordusu'nu görevlendirmiştir.

Kurmay başkanlığını Mustafa Kemâl ile komutanlığını Mahmut Şevket Paşa'nın yaptığı bu ordu İstanbul'a gelerek isyanı bastırmıştır.


BALKAN SAVAŞLARI


           Fransız ihtilali'nin yaydığı milliyetçilik akımının etkisi

Osmanlı'ya karşı ittifak kuran Balkan devletleri (Bulga­ristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ) Makedon­ya'da ıslahat yapılmasını istediler. istekleri kabul edil­meyince 8 Ekim 1912'de savaş resmen başlamış oldu.


             Ordu komutanları arasındaki parti çekişmeleri

             Osmanlı Devleti'nin savaşa hazırlıksız yakalanması

Gökçeada ve Bozcaada'yı Osmanlı’ya, diğer Ege adalarını Yunanistan'a, On İki Ada’yı ise İtalya'ya bırakmıştır. Osmanlı bunu kabul etmemiştir. Araya I. Dünya Savaşı girince adalar sorunu ancak Lozan'da çözülebilmiştir.,


Savaşın Nedenleri en büyük payı Bulgaristan'ın alması ve diğer balkan devletlerinin bu durumdan hoşnut olma­ması.

Osmanlı Devleti de Bulgaristan'a savaş ilan etmiş, Edirne ve Kırklareli'ni geri almıştır.

II.Balkan Savaşı, Bulgaristan'ın yenilgisi ile sona ermiştir.


             Osmanlı Devleti; Batı Trakya, Makedonya, Arna­vutluk ve Ege adalarını kaybetmiştir.

             Ege ve Balkanlardaki Osmanlı hakimiyeti büyük ölçüde sona ermiştir.

             Ordunun siyasete karışmasının acı sonuçları gö­rülmüştür.

Bunu gören Mustafa Kemal daha sonra yap­tığı inkılapla orduyu siyasetten ayırmıştır.

 

 

 

I. DÜNYA SAVAŞI VE OSMANLI DEVLETİ'NİN YIKILMASI


             Fransız ihtilâli ile başlayan milliyetçilik akımı

             Alman - İngiliz rekabeti

             Balkanlardaki Avusturya - Rusya çekişmesi

             Almanya’nın Fransa’dan Alsas - Loren bölgesini alması

             Hammadde ve pazar sorunu

             Devletler arası bloklaşmalar ve silahlanma yarışı

             İtalya’nın Akdeniz’e hakim olma düşüncesi.

             Japonya’nın Asya ve Büyük Okyanus’ta yayılma isteği.

OSMANLI DEVLETİ'NİN SAVAŞA GİRMESİ


            
 
Tarafsızlığını ilan ederek Boğazları tüm devletle­re kapatmıştır.


             Siyasi yalnızlıktan kurtulmak için diplomasi atağı­na geçerken aynı zamanda kapitülasyonları tek taraflı kaldırdığını ilan etmiştir.

             Mebusan Meclisi’ni kapatmış, her an savaşa gi­rebileceği endişesiyle seferberlik ilan etmiştir.

Osmanlı Devleti ilk olarak itilaf Devletleri grubunda yer almak istemiş; fakat bu devletler

Osmanlı Devleti’ni paylaşmak istediklerinden dolayı aralarına almamışlar­dır. Osmanlı için tek çare olarak Almanya kalmıştı.


             Osmanlı Devleti’nin jeopolitik konumundan yarar­lanmak

              Hammadde ve insan gücünden yararlanmak

              Boğazların kapalılığı ile Rusya'ya yardım gitmesi­ni engellemek

             Yeni cephelerin açılması ile yükünü hafifletmek

Osmanlı Devleti'nin Savaşa Girmesiyle;

        Savaş daha geniş bir alana yayılmıştır.

        Yeni cepheler açılmış ve cephe sayısı artmıştır.

        Almanya'nın yükü hafiflemiş ve ittifak grubu avantajlı duruma geçmiştir.

        Osmanlı Devleti'nin paylaşılması gündeme gel-miştir.

        Boğazların itilaf devletlerine kapatılması Rusya'yı zor durumda bırakmıştır.

OSMANLI DEVLETİ'NİN SAVAŞTIĞI CEPHELER

Osmanlı Devleti'nin savaştığı cepheleri üç kategoride ele alabiliriz.

a.         Taarruz Cephesi

        Kafkas

        Kanal

b.         Savunma Cephesi

        Irak

        Hicaz ve Yemen

        Suriye ve Filistin

        Çanakkale

c.         Müttefiklerine yardım ettiği cepheler

        Makedonya

        Galiçya

        Romanya


27 Mayıs 1915 tarihinde yayınlanmıştır. Kanuna göre isyan hareketlerine karışan Ermeniler savaş ala­nı olan bölgelerden alınıp daha güvenli yerlere (Gü­neydoğu Anadolu’nun güneyi ve Kuzey Suriye) göçe tâbi tutulmuşlardır. Amaç Türk ve Ermeni halkının can güvenliğini sağlamaktır.


              İtilaf donanması ağır kayıplar vermiştir.

              Bu zafer, I. Dünya Savaşı'nın en az 2 yıl uzama­sına neden olmuştur.

             İtilaf devletleri prestij kaybına uğramıştır.

SAVAŞI BİTİREN ANLAŞMA ve ANTLAŞMALAR

ATEŞKES ANTLAŞMALARI
Almanya
Rethondes Ateşkes Anlaşması
Bulgaristan
Nöyyi Ateşkes Anlaşması
Osmanlı
Mondros Ateşkes Anlaşması
Avusturya - Macaristan
Villa Gusti Ateşkes Anlaşması


             Kalıcı bir barış sağlanamamıştır.

     Avrupa’nın siyasi yapısında önemli değişiklikler olmuştur.

     Yeni devletler kurulmuş ve imparatorluklar yıkıl­mıştır.

     Dünya barışını korumak için Milletler Cemiyeti kurulmuştur.

     Rusya, İtalya ve Almanya gibi devletlerde rejim değişikliği olmuştur. (Komünizm, Nazizm, Fa­şizm)

     Sömürgeciliğin adı manda ve himaye diye de­ğiştirilmiştir.

     Savaş tazminatı yerine onarım tabiri kullanılmıştır.

Savaşın en kazançlı ülkesi İngiltere’dir.
Yorum Gönder